SAVAŞ KARŞITI EYLEMLER NEDEN SAVAŞI DURDURAMIYOR - EKS nin 17 mart bildirisi

1 post / 0 new
mikail firtinaci's picture
mikail firtinaci
Offline
Joined: 16-12-06
Mar 19 2007 11:02
SAVAŞ KARŞITI EYLEMLER NEDEN SAVAŞI DURDURAMIYOR - EKS nin 17 mart bildirisi

SAVAŞ KARŞITI EYLEMLER NEDEN SAVAŞI DURDURAMIYOR?
• Geçtiğimiz yıllarda özellikle Türkiye’nin Amerikan ordusunun Irak sınırını kullanmasına izin vermeyişiyle birlikte yaygınlaşan mite göre savaş karşıtı eylemler savaşı durdurma gücüne sahipmiş diye düşünülüyor. Halbuki savaş karşıtı eylemlerin sayısal olarak çok daha fazla katılımla ve daha sert çatışmaların yaşanmasıyla gerçekleştiği İngiltere ve Amerika’da savaş karşıtı eylemler hiçbir işe yaramadı ve hala da geleneksel birer yıldönümü eylemi olmayı sürdürüyor.
• Savaş karşıtı eylemlerin bu işlevsizliğini anlamak için öncelikle savaşın doğasını anlamak gerekiyor. Günümüzde savaşlar onu yürüten taraflara hiçbir fayda sağlamadığı gibi sadece daha fazla barbarlıkla sonuçlanıyor. Hemen gelecek itirazı duyar gibiyiz; ama Irak’taki savaş Amerika’nın petrol çıkarları için yapılmadı mı? Bir bakıma öyle, fakat petrolün ne için kullanıldığı daha önemli. Amerikan devleti petrolü doğrudan bir ekonomik kazanç elde etmek için değil sadece askeri ihtiyaçları yani savaş makinesini daha çok güçlendirmek için kullandı. Üstelik Afganistan’da ya da Sırbistan’da petrol gibi bir doğal kaynak da yoktu.
• Kısacası savaş emperyalist dünya politikasının gittikçe ekonomik mantığını yitiren ve bütünüyle anlamsızlaşan bir politik oyunundan başka bir şey değil. Her devlet (Türkiye, İran buna dâhildir) ve hatta henüz kurulmamış devletlerin bürokratları (Kürdistan v.s.) emperyalist kamplaşmada yerlerini almak için savaşlara katılmak üzerinden politikalarını belirliyor ve dünyanın her yanında kronikleşen savaşlar ve iç savaşlar gittikçe onları yürüten taraflar için bile anlamsızlaşıyor.
• Bunu anlamak ve artan savaşlara, milliyetçi kamplaşmalara, yıkımlara ve katliamlara karşı koyabilmek için önce kapitalizmin neden böyle bir yöne saptığını anlamak gerekiyor. Kapitalizm 1.Dünya Savaşından beri artan bir krizin içindedir ve bu krizin nedeni sermayenin kendisini gerçekleştireceği pazarların artan oranda daralmasıdır. İnsanlığın yüz yılın başından beri tecrübe ettiği, faşizm, devlet kapitalizmi deneyimleri, üçüncü dünyada ortaya çıban gibi çıkan faşist hatta solcu diktatörcükler son noktada bunun sonucuydu. Bugün ise artık kapitalist sistem bu şekilde bile var olamıyor. Finansal krizlerden, borç krizleri ile çöken ekonomilere, Çin’in “korkulan büyüme”sinden, devleşen işsizliğe artık burjuvazinin ağzından yaşadığımız sefalete karşı tek bir çözüm önerisi duyamıyoruz.
• Kapitalizmin önerdiği tek şey kendi anlamsızlığının mantıksal ifadesi olan milliyetçi saçmalıklar, uygarlık savaşları, islami cihatlar ve haçlı seferleri. Burjuvazinin bu delice mantıksızlığına sanki onun bizleri, bu savaşlardan zarar gören ve burjuvazinin yıkıma giden savaş-barış politikaları altında ezilen sınıfımızı dinlemesini beklermiş gibi yürüyüşler düzenlemek, ya da onun akıl dışılığına uyup sadece enerji boşaltmak için birkaç camı indirmek hiçbir işe yaramayacaktır.
• Barbarlığa doğru giden dünya kapitalizmi sadece kapımızın ötesindeki savaşlarda değil, açlık sınırının altında yaşamaya itilen milyarlarca insanda, işsizlikte ya da işte, çöken ailelerde, artan toplumsal sefalette, kitleselleşen sistematik suçta, doğanın geri dönülemez yıkımında ve saçmalık düzeyine ulaşmış şizofrenik ulusalcı-milliyetçi propagandada, kendisini gösteriyor. Kapitalizm artık insanlığın en büyük sorunu haline gelmiş durumda ve onun politik organı olan parlamento ve siyasi partilerin bunu çözmesi mümkün değil.
• Uluslararası işçi sınıf ise bu sorunu çözebilecek tek güç olma özelliğini koruyor. Geçmişte yaşanan devlet kapitalizmi deneyimlerinin sosyalizm ile bir ilgisi olmadığını ve gündelik ihtiyaçlarımız ancak bir dünya devrimi ile sağlayabileceğimiz gerçeğini bir sınıf olarak kavrayarak insanlığı kapitalizmin sürüklediği bu yıkımdan ancak bizler kurtarabiliriz. Bunun için de ilk adım ise “muhalif” şenliklerinin-eylemlerinin ötesine geçmek.
• Savaş karşıtı bu eylemlerin “demokratik” bir emniyet supabı olduğunu düşünen bizler yine de sınıfsal çıkarları ile bu eylemler arasındaki farkı gören ama bağımsız bir sınıf hareketi kurulabileceği konusunda şüpheleri olanlarla tartışmak için bu eylemlere katılmaya devam edeceğiz. Çünkü –Irak’ta ve her yerde- bugün karşılaştığımız ikilem savaş ya da barış değil komünizm ya da barbarlıktır.
YA KAPİTALİST BARBARLIK İÇİNDE ÇÖKÜŞ YA DA KOMÜNİZM!

[img] [/img]