Türkiye’de Sol Komünist Bir Örgüt Kurma Üzerine

3 posts / 0 new
Last post
Devrim's picture
Devrim
Offline
Joined: 15-07-06
Jul 11 2006 15:14
Türkiye’de Sol Komünist Bir Örgüt Kurma Üzerine

Türkiye'de sol komünist bir organizasyon kurarken karşılaşabileceğimiz bir çok sorun vardır. Her ne kadar bunlar örgütlenme problemleri olarak görünseler de ben onları politik çözümleri olan ana politik problemler olarak nitelendireceğim. Önemli noktlar olarak gördüğüm öğeleri tartışma yürütebilmemize olanak sağlamak amacıyla tek tek ele alacağım.

1) İlkelere Bağlılık

İlk olarak;18 Mart'ta Savaş Karşıtlığı vurgusu üzerinden Ankara'da yapılan mitinge katılarak kaleme aldığımız metni alanda diğer örgütlü arkadaşlarla paylaştk ve ardından 1 Mayıs üzerine olan metnimizin Ankara , İzmir , İngiltere ve Almanya'da da dağıtılmasını sağlayarak (ICC aracılığıyla) Enternasyonal bilincin sağlamlaşmasına katkıda bulunmak istedik.Bununlada grubumuzun politik kriterlerinin bir biçimde netleşmesini ve tavrımızın ne olduğunu bilincimize çıkarmış ve doğru noktaların izinden gitmeye çaba göstererek 4 ana başlık altında EKS'nin temel ilkeler taslağını çizmiş olduk:

Parlamentarizmin ve Sosyal Demokrasinin Eleştirisi

Mevcut düzenin parlamenter veya demokratik yollarla dönüştürülebileceği düşüncesi, işçi sınıfı hareketinin her adımda karşılaştığı en önemli engellerden biridir. Bu yanılsama, egemen sınıf tarafından bilinçli olarak yaratıldığı kadar, parlamentonun sınıf doğasını kavramaktan aciz sol akımlar tarafından da desteklenmekte ve bir çözümmüşçesine sunulmaktadır.

Kendini, işçi sınıfının ülkenin yönetiminde söz sahibi olduğu düşüncesi üzerine temellendiren parlamentolar, özünde işçi sınıfının sermaye sınıfının çıkarları etrafında örgütlenmesini sağlamaya ve sınıfsal temelli bir hareketin anlamsız ve yararsız olduğu mesajını vermeye yarayan bir sirkten daha fazlası değildir. Sosyal-demokrasi de bu sirkte yerini almaktan çekinmemektedir.

Demokratik haklar ve özgürlük söylemini ve mevcut dengelerin emekçiler lehine reformlar aracılığıyla “iyileştirilmesi”ni savunan sosyal demokrasi, konumu itibariyle işçi sınıfı ve burjuvazi arasında her zaman için burjuvazinin çıkarlarını koruyacak olan bir uzlaşı ortamının yaratılmasının bir aracıdır. Sosyal demokrasi, varlığıyla burjuvaziyi rahatsız etmediği gibi, sınıf hareketinin yükseldiği dönemlerde sergilediği ve sergilemeye devam edeceği karşı-devrimci tavrıyla burjuvazinin görmekten mutluluk duyduğu düzen içi, sınıf düşmanı bir ideolojidir.

Sendikalar ve Sendikalizmin Eleştirisi

Tıpkı parlamentolar gibi sendikalarda işçileri sermayenin bir bileşeni gibi örgütlerler. Dahası işçi sınıfının doğrudan kalbinde olmaları anlamında onun mücadelesinin önündeki ilk engelleri oluştururlar.

İşçi sınıfı bugünki gibi pasif bir durumdaymış gibi gözüktüğünde ve sermaye karşısındaki mücadelesi belirgin, genelleşmiş ve radikal bir durumda olmadığında, sendikalar onları değişken sermaye olarak, yaşamak için ücrete mahkum olanlar olarak örgütlerler ve bu ücretli yaşamının adil ve onurlu bir biçiminin olduğu yanılsamasını yaymak için çalışırlar. Bu onların, burjuva, pasifist, şovenist ve devletçi taktikler kullanmasının başlıca sebebidir.

İşçi sınıfı radikalleştiğinde ve geliştiğinde ise, “devrimci” ve “demokratik” temaları öne çıkarır ve onları sanki işçi sınıfının çıkarı ücretli işin kendisinden kurtulmak değilde onu farklı biçimlerde yeniden sürdürmekmiş gibi hareketi manipüle etmeye çalışırlar. Bunun araçları olarak öngörülen taban sendikacılığı ve işyerinin işçilerce yönetimi gibi yöntemler bir çok farklı durumda ve yerde uygulanmıştır ve işçilerin sermayeye gönüllü hizmetinden başka bir sonuç doğurmadığı görülmüştür.

Sendikaların gerçekte tek yaptığı şey işçileri çeşitli ayrımlar üzerinde bölmek (sektörel olarak, cinsiyet üzerinden v.s.) ve onların bütünsel sınıf çıkarlarını, sosyal-demokrat burjuva söylemlerin gerisine itmektir.

Ulusalcılığın Her Biçiminin Reddi ve Enternasyonalizm

Milliyetçilik, burjuvazinin işçi sınıfını kendi çıkarları etrafında örgütlemek için kullandığı temel söylemlerden biridir. Sınıfsal konumundan bağımsız olarak “ulusun” bir üyesi olan her bireyin aynı gemide olduğu iddiası, uzlaşmaz bir çelişkiye sahip olan iki toplumsal kutbu söylem düzeyinde de olsa bir araya getirerek işçi sınıfının devrimci potansiyelini ortadan kaldırmaya hizmet etmektedir. Bu noktada varılan sonuç, herkesin “ulusu”-aslında kendi sermaye sınıfı- için çalışması gerektiği ve kendi sınıfsal çıkarları doğrultusunda mücadelenin “geminin batmasından” başka bir işe yaramayacağıdır. Bu durum, solun bugün görmek istediğinin tersine, Türk milliyetçiliği veya Kürt milliyetçiliği söz konusu olduğunda farklı bir nitelik taşımamaktadır.

Emperyalizme karşı ulusal kurtuluş mücadelesinden bahsedenlerin yadsıdığı temel gerçek, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin uluslarüstü niteliğidir. İşçi sınıfının kurtuluşu, her türlü ulusal kurtuluş mücadelesi veya demagojisine ve emperyalist savaşa karşı sınıf mücadelesi bayrağının yükseltilmesiyle sağlanabilir. Bugün, “emperyalistlere” karşı “milli” bir cepheden, “ulusal bağımsızlık”tan bahsedenler, sınıfsal çelişkilerin üstünün kapatılması noktasında zıt kutuplarda olduklarını iddia ettikleri liberallerle adeta bir yarış içindedir.

Türk milliyetçiliğinin sözde karşıtı olarak onu besleyen Kürt milliyetçiliği, Türk milliyetçiliğinin üstlendiği görevi, kendi içinde bulunduğu coğrafyada yerine getirerek işçi sınıfının bu coğrafyadaki bölünmüşlüğünü tamamlamaktadır.

Komünist Mücadele ve Komünizmin Doğası

Komünizm birgün ulaşabilecek güzel bir ütopya ya da gerekliliği bilimsel olarak doğrulanmış bir teori değil, emekçilerin kendi çıkarları etrafındaki mücadelesinin kendisidir, bir harekettir. Bu anlamda komünizmin solun yaptığı tanımlarla hiç bir ilgisi yoktur. Komünizm daha çok bir hareket olarak işçilerin gündelik çıkarları için mücadelesinden doğar ve onların ücret ilişkisinden, sermayeden, ordulardan ve devletlerden kurtuluşunun ifadesi olur. Dolayısıyla o entelektüeller ve işçiler, mutlak hedefler ve gündelik çıkarlar, sendikalist bilinç ve sosyalist bilinç ve araçlar ile amaçlar arasındaki ayrımın canlı bir yadsımasıdır.

Ne zaman ki işçiler kendi çıkarları etrafında sendikalardan ve kendinden menkul politik partilerden özerk olarak mücadele eder o zaman komünizm bu mücadelenin içinde yeşerir. Aynı şekilde Komünist örgüt de bu mücadele içerisinde organik olarak oluşur ve işçilerin sermaye ile aralarındaki uzlaşmazlığını ifade etmek için sınıf mücadelesine müdahale eden en radikal ve kararlı azınlığının enternasyonal birliğinden doğar.

Ek olarak ICC'nin İngilizce sayfasında yeniden yayımladığımız; Dünya Devrimi'ne grubumuzu kısaca tanıtmış olduğum metin:

EKS'nin Önzözü

EKS'nin duruşu bağlılığın temel noktasıdır. Hareket anlayışları, çok çabuk bir şekilde hazırlanan broşürleri dağıtmak ve onları hazırlamak üzere bir araya gelmiş bir gruptan politik bir grup olmaya doğru yöneldi. Bu gün devrimcileri ilgilendiren 4 temel durum olarak gördüğümüz unsurlardan hareket ettiler:

1) Parlamentarizm ve Sosyal Demokrasinin Reddi

2) Sendikalizmin Reddi

3) Her türden Milliyetçiliğin Reddi ve Enternasyonalizmin Savunusu

4) Komünist Mücadele ve Komünizmin Doğası

Bizi "Marksist" veya "Anarşist" bir grup olarak tanımlamadılar. Üyelerimizin bir çoğununun komünist olduklarını düşünmelerine rağmen , temel çalışan sınıfın konumlarına takılıp kalan anarşistler gibi sıradan işleri aynı politik örgütlere indirgemiyoruz. Bu günün koşullarında neredeyse hiç kimsenin devrimci konum almadığını düşündüğümüz Türkiye'de geçen yüzyılın erken başlarında olanlarla ilgili tarihsel tartışmaların temelinde bu gün bizimle aynı konumu alan insanları dışlamak büyük bir hata olur. Yine de bu tartışmadığımız konulardan biri olduğu anlamına gelmiyor, o yüzden bu konu üzerinde daha da netlik yaratmaya çalışmıyoruz.

Elbette yeni bir gruptan bütünsel bir hareket formüle etmesini beklemek absürt olurdu. Yine de düşünüyorum da bizim geçirdiğimiz evre süresince önemli olan mücadelede, temel ilkelerin her şeyi içine alan ve uzlaşmaz yönlerini kapsayan noktalarını belirlemekti. Geçmişe baktığımda da, şimdide de temel ilkeler yayımlanırken çok ayrıntılı bir açılım sunmanın aynı zamanda argümanları ortaya koyarken 'önemsiz bir şey' olarak kurgulamanın dayanılmaz hafifliği gözüme çarptı.

Çünkü, örneğin ; Sosyal Demokrasi'yi ayrıntılı olarak formule etmekten hoşlanmıyorum. Zira bu, burjuva kanadın faydacılığını savunan, egemen sınıfla çalışan sınıf arasında uzlaşımcı durumlar yaratmak adına her türden olayda bir köprü işlevi görmeyi amaç edinmişlikten başka bir şey değildir.

Oysa mesele bu kapsamdaki temel ifadeleri kabul etmeyişim değil, bunlara katılıyorum. Ancak daha iyi dile getirilebilecekleri kanısındayım. Ve bir başka önemli olan ise temelde anlaşmış olduğumuz konular üzerinde anlatım biçimi ve sorun üzerinden soyut tartışmalara girmenin saçma olacağıdır.

Anlaşmazlığa yol açabilecek iki nokta olduğunu düşünüyorum:

a) Marksizm ya da Anarşizm:

Daha öncede belirttiğim gibi ; bunun şu an için özellikle yapmamız gereken önemli derecede ayırıcı bir unsur olduğunu düşünmemekle beraber temel noktalarda anlaştığımız Anarşist yoldaşlarımızla EKS etrafında bir araya gelip ortak hareket edebiliriz ki ediyoruz. Anarşizm ve Marksizm arasındaki farkın tanımlayıcı bir ayrım olduğuna inanmıyorum fakat Komünizm ile ‘Solculuk’ arasındaki fark tanımlayıcıdır, diğer yoldaşların bu düşünceyi kabul etmediğini görsem bile.

b) İşçi Mücadelesinin Merkeziyetçiliği:

'Komünist' gruplar arasında özellikle de GCI içinde yaygın olan bir eğilim olduğunu düşünüyorum, işçi mücadelesini gerçekten olduğu yerde reddetmek ve bütün eylem biçimlerinde sınıf savaşımını görmek... Ben işçi mücadelesinin merkezi olduğunu savunuyorum, çünkü şu anda işçi sınıfı eksenli hareket düşük seviyede seyrediyor. Ve dürüst olmak gerekirse son 15 yıldır durum böyle. Elbette bu sınıf eksenli başkaldırının geri canlanmayacağı anlamına gelmiyor. Sonuç olarak ; yaygın olan 'merkeziyetçilik' eğiliminin esasen çalışan sınıfın terk edilişinin teorize edilme çabası olduğunu düşünüyorum.

Bu noktaların her ikisinin de tartışılması gerekebileceğini düşünüyorum. İngilizce olan Libcom sitesi bize kendi tartışma alanımızı önerdi, bunu yapabileceğimiz iyi bir yer olduğunu düşünüyorum. Kimse Türkçe bir tartışmayı kesmemeli.

2) Komünist Bir Örgütün Üyeliği

Bilindiği gibi Komünist bir örgüte üye olmak entelektüel birikimle eşzamanlı olarak politik noktalarda ortak kararlar alma ve benimseme kapsamında meydana gelen yapı içerisinde kendini buluyor. Devrimci bir örgütün üyesi hem finansal hem de örgütün genel duruşu çerçevesinde çalışma adına örgüte katkı sağlayarak ve böylelikle kendi örgüt bilincinin ve örgütünün deviniminin devamlılığına dair hareket etmiş olur. Giderlerin üyeler arasında maddi durumlarına oranla eşit olarak bölüştürülmesi duruma hakim olmada ve örgütün ihtiyaçlarını direkt olarak belirleme ve yerine getirmede etkin bir rol oynar, bunun için örgüt içinde özel bir grup oluşturulabilir de - diğer bireylerden yalıtılmadan - gelecekteki ihtiyaçların karşılanmasına yönelik.

3) Yapı

Bu süreçte bir grup oluşturma üzerine gerekli şeyler teklifsiz olarak da gerçekleştirilebilir bu gayet mümkündür. Görev bilinciyle donanmış üyelerin örgütün her türden gelişimini sağlamaları ve güçlü bir yapı oluşturmasının bununla doğrudan bileşik olduğunu düşünüyorum. Bu gibi durumlar için bir haznedara ihtiyaç duyulabilir ve bir üye temsilen görevlendirilerek yapının çeşitli işleri için sorumluluğu taşıyabilir.

4) Türkiye dışındaki Yoldaşların Bütünleşmesi

Sürgün gruplar fikrine karşı olsam ve yurt dışındaki Türk yoldaşların ikamet ettikleri yerlerdeki orgütlere katılmasından yana olsam da diğer ülkelerdeki yoldaşlarla ilişkiler kurmanın, bütünleşmenin önemli avantajlar sağlayacağını düşünüyorum. Bu ülkelerde yaşlarına bakarak eksikliğini hissettiğimiz yoldaşlar bize deneyimle kazanılan bir çok avantajı getirebilirler. Ayrıca Komünist örgütler için Almanya'daki ve İngiltere'deki Türk işçilerle kendi dillerinde bu ülkelerdeki komünist orgazasyonlar için zor olan görevlerde direkt ilişki kurmak mümkün olabilir. İşte bu yüzden üyeliğin, yaşadığı yer neresi olursa olsun katılımcılara açık olmasını öneriyorum, bu düşünceden hareketle İngiltere ve Almanya'daki yoldaşlarla görüşmeye de açık olmalıdır.

Konuyu ilerletmeye yönelik seslerinizi duyar gibiyim,

Devrim Valerian

Ankara

Leo
Offline
Joined: 16-07-06
Jul 17 2006 18:44

Merhaba Devrim, yazdığınız metni bir hayli başarılı buldum, yalnız soru sormak istediğim bir kaç nokta var, cevaplarsanız sevinirim.

Quote:
Mevcut düzenin parlamenter veya demokratik yollarla dönüştürülebileceği düşüncesi, işçi sınıfı hareketinin her adımda karşılaştığı en önemli engellerden biridir. Bu yanılsama, egemen sınıf tarafından bilinçli olarak yaratıldığı kadar, parlamentonun sınıf doğasını kavramaktan aciz sol akımlar tarafından da desteklenmekte ve bir çözümmüşçesine sunulmaktadır.

Kendini, işçi sınıfının ülkenin yönetiminde söz sahibi olduğu düşüncesi üzerine temellendiren parlamentolar, özünde işçi sınıfının sermaye sınıfının çıkarları etrafında örgütlenmesini sağlamaya ve sınıfsal temelli bir hareketin anlamsız ve yararsız olduğu mesajını vermeye yarayan bir sirkten daha fazlası değildir. Sosyal-demokrasi de bu sirkte yerini almaktan çekinmemektedir.

Demokratik haklar ve özgürlük söylemini ve mevcut dengelerin emekçiler lehine reformlar aracılığıyla “iyileştirilmesi”ni savunan sosyal demokrasi, konumu itibariyle işçi sınıfı ve burjuvazi arasında her zaman için burjuvazinin çıkarlarını koruyacak olan bir uzlaşı ortamının yaratılmasının bir aracıdır. Sosyal demokrasi, varlığıyla burjuvaziyi rahatsız etmediği gibi, sınıf hareketinin yükseldiği dönemlerde sergilediği ve sergilemeye devam edeceği karşı-devrimci tavrıyla burjuvazinin görmekten mutluluk duyduğu düzen içi, sınıf düşmanı bir ideolojidir.

Çok doğru, dahası parlementerliğin anlamsızlığını kanıtlamak için seçim oyununu kim kazanırsa kazansın maddi koşulların bir değişikliğe izin vermeyeceği gerçeği de öne sürülebilir. Netekim, seçim oyunun galibi, devlet kadroları oluşturduktan sonra görevini yapmak zorundadır, onların görevi kapitalistlere hizmet etmektir, devlet kadrolarının varoluşu bu görevin yerine getirilmesini gerektirir. Seçimle zafer kazananlar iyi niyetli bile olsalar, düzene uymak, hem de kayıtsız şartsız uymak durumundadırlar, yoksa tutunamazlar, ayakta kalamazlar.

Quote:
Daha öncede belirttiğim gibi ; bunun şu an için özellikle yapmamız gereken önemli derecede ayırıcı bir unsur olduğunu düşünmemekle beraber temel noktalarda anlaştığımız Anarşist yoldaşlarımızla EKS etrafında bir araya gelip ortak hareket edebiliriz ki ediyoruz.

Burada, eğer bir sakıncası yoksa, bana EKS'nin nerelerde faaliyet gösterdiğini, ne gibi faaliyetleri olduğunu, diğer Sol Komünist/Otonomist ve Anarşist gruplarla ilişkili olup olmadığını söylerseniz çok sevinirim.

Quote:
Komünizm ile ‘Solculuk’ arasındaki fark tanımlayıcıdır

Bu farkı nasıl tanımlıyorsunuz?

Praxis
Offline
Joined: 11-07-06
Aug 2 2006 12:06

Merhaba, Devrimin yerine ben cevaplıyorum, kendisinin Türkçesi henüz yeterli durumda değil, zaten yukarıdaki metni Türkçe haline ben getirdim.

Evet parlamentarist kısma dediğiniz gibi seçim oyunuda dile getirilebilir başka bir örneklendirme olarak.

EKS , henüz çok yeni bir oluşumdur. (Seyrek bir süreç olarak 3 ay kadar diyebilirim) Türkiye dışında Sol Komünist olarak ICC (doğrudan) ve ICG (dolaylı olarak) ile iletişimdedir. Devrim'in mesajını yineliyorum ama ; 1 Mayıs bildirimiz İzmir ve Ankara dışında ICC aracılığıyla İngiltere ve Almanya'da da Türkçe konuşan yoldaşlarımıza verilmiştir. Zira ICC'nin internet sayfasında İngilizce ve Portekizce olarakda mevcuttur. Bunun dışında Türkiye'de Sol Komünist bir örgütlenme olarak ilkiz. Grubumuza Anarşist Komünist oluşumda yer alan ve bize katılan hatta beraber kurulmasına ön ayak olduğumuz yoldaşlarımız vardır. Fakat Türkiye'deki Anarşist Komünist oluşumların Sol Komünist açıdan temelde tezat olacak yönleri vardır. Örnek olarak Kürt Ulusal Hareketine kendilerince eleştirel desteklerini ve Sendikalist tavra sıcak bakıp savunmalarını gösterebiliriz. Bu açıdan temelde anlaşmak ön plandadır. Bunun dışında ortak hareket etmemizde herhangi bir önsel sorunsal yoktur.

Komünizm ile "solculuk" arasındaki tanımlayıcı farkın temel ilkeler taslağımızda yeterince açık olarak belirtildiğini sanıyorum. (EKS açısından) Yineleme yapmamama kızmazsınız umuyorum. Sonuçta reddimiz türlü sosyal demokrat , leninist ve kısmen bazı anarşist fraksiyonları kapsıyor. Kapitalizm ile olan savaşımda sınıf eksenli, uzlaşmaz yönleri olmayan hareketlerin hangi tarafta yer aldığı açıktır.

Umarım bu mesajımla size biraz olsun açıklık getirebilmişimdir.

Bunun dışında; yapım aşamasında olan sitemize geçici olarak www.komunistsol.tk adresinden ulaşarak bazı arşivsel metinleri okuyabilirsiniz. Yakın zamanda bir dergi yayınlayacağız bunada ulaşabileceksiniz. Zaman zaman, neler yaptığımıza dair bilgi alabilmek için solkomunist@yahoo.com adresine de yazabilirsiniz.