Lübnandaki Savaşa Dair

2 posts / 0 new
Last post
Leo
Offline
Joined: 16-07-06
Aug 17 2006 17:34
Lübnandaki Savaşa Dair

Bu bildiri geçen hafta Lübnandaki savaşla ilgili olarak yazıldı:

EKS wrote:
Lübnandaki Savaşa Dair

İsrail devlet başkanı Ehud Olmert, 12 Temmuz tarihinde İsrailli askerlerin Hizbullah tarafından kaçırılmasından kısa bir süre sonra Lübnan’a ‘Çok acı verici ve geniş kapsamlı bir cevap’ vereceklerini açıkladı. 13 Temmuz sabahının erken saatlerinde İsrail devleti Lübnan’ı işgale başlamış ve kendi işçi sınıfını milliyetçi ve emperyalist bir savaşa daha sürüklemişti. İsrail devleti bu saldırıyı kendi çıkarları için, ve savaşta dökülecek kanı umursamadan başlattı. Saldırının başlamasından sadece on beş gün sonra, dört yüze yakın Lübnanlı sivil hayatını kaybetmişti. Şu anda İsrail devleti hala vahşi emperyalist saldırısına ölen sivilleri umursamadan devam ediyor ve çıkarlarının önüne çıkan herşeyi bütün yok etmeye çalışıyor.
Fakat unutulmamalı ki bu savaşta tek bir taraf yok. Dünya kamuoyunun şimdilerde çok ilgisini çeken bir organizasyon olan Hizbullah, İsrail’e karşı,
onlarınkini aratmayacak bir vahşilikle savaşıyor. Bu savaşın başlangıcında İsrail’in dünya kamuoyuna gösterdiği saldırı bahanesi olan Hizbullah, Suriye ve İran kaynaklı füzelerle İsrailli sivilleri öldürüyor. Hizbullah ırkçı ve aşırı dinci bir örgüt. Hizbullah grev yapan işçilere saldıran bir örgüt. Fakat en önemlisi, Hizbullah, bazı kitlelerce sanılanın aksine, Lübnanlıları savunmak için savaşmıyor, aksine, Lübnan
işçi sınıfını kendi çıkarları doğrultusunda milliyetçi bir savaşa katılmaya zorluyor ve
sadece kendi kontrolleri altındaki bölgeleri ve bölge üzerindeki insanlar üzerindeki otoritesini korumak için savaşıyor.
Bu noktada, emperyalizmin kısca tanımlamak gerekmekte. Emperyalizm sanıldığının aksine güçlü ulus devletin, zayıf ulus devletlerin kaynaklarını ele
geçirme politikası olmaktan ziyade, belirli bir bölgeyi ve o bölge üzerindeki kaynakları kontrol eden, ve belirli bir insan kitlesi üzerinde otorite sahibi olan ulus devlet veya örgütlerin çıkarları doğrultusunda uyguladıkları doğal politikadır. Yani başka bir deyişle, emperyalizm ulus devletlerin ve pratikte ulus devlet gibi çalışan örgütlerin doğal politikasıdır. İsrail ve Hizbullah arasındaki savaşta da gördüğümüz gibi bazı durumlarda ulus devletler veya pratikte ulus devlet gibi çalışan örgütlerin
çıkarları çatışıyor ve bu çatışma en konunda emperyalistler arası savaş noktasına
varıyor.
Durum böyle olunca, dünyada ve Türkiye’de, solun söyledikleri iyice saçma ve tutarsız bir hal alıyor. Hem Türkiye’de, hem de dünyada solcuların büyük bir çoğunluğu Hizbullah’a kayıtsız şartsız bir destek sunmuş, ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ mantığıyla işçileri kendi çıkarları uğruna milliyetçi bir savaşa sürükleyen bu vahşi ve aşırı gerici örgtü adeta bağırlarına basmışlardır. Solcularının milliyetçiliğe
verdikieri destek, onların neden sadece Hizbullah üzerinde değil, başka pek çok konuda MHP gibi partilerin söylediklerinden farklı olarak söyledikleri bir şey olmadığını da açıklar.
İsrail ve Hizbullah arasındaki savaş, emperyalistler arasında yapılan bir savaştır, ve iki taraf da kendi bölgelerindeki işçileri taraflarına çekmek için
milliyetçiği kullanmaktadır. Bir bölgedeki işçiler, milliyetçiliğe ne kadar kapılırlarsa bir sınıf olarak hareket etme yeteneklerini o kadar yitirirler. Bu sebepten dolayı ne İsrail ne de Hizbullah hiçbir şekilde desteklenmemelidir. Bölgede olan olaylarla ilgili işçilerin hayatta kalması en önemli noktadır ve iki taraf da buna engel teşkil etmektedir. Desteklenmesi gereken işçilerin hayatta kalma mücadelesidir fakat daha önemlisi Türkiye’de yapılabilinecek en önemli faaliyet, buradaki yönetici sınıfa karşı gelişmiş işçi hareketi için çalışmaktır, çünkü işçiler ancak yaşadıkları bölgede yönetici sınıfın egemenliğine son verirlerse uzak topraklarda ölen işçilere yardım edebilcek güce kavuşurlar.

Devrim's picture
Devrim
Offline
Joined: 15-07-06
Aug 18 2006 20:32

Yeni Yorum

EKS wrote:
Lübnan ve Filistindeki Duruma Dair

İsrail devlet başkanı Ehud Olmert, 12 Temmuz tarihinde İsrailli askerlerin Hizbullah tarafından kaçırılmasından kısa bir süre sonra Lübnan’a ‘Çok acı verici ve geniş kapsamlı bir cevap’ vereceklerini açıkladı. 13 Temmuz sabahının erken saatlerinde İsrail devleti Lübnan’ı işgale başlamış ve kendi işçi sınıfını milliyetçi ve emperyalist bir savaşa daha sürüklemişti. İsrail devleti bu saldırıyı kendi çikarlari için, ve savaşta dökülecek kanı umursamadan başlattı. Saldırının başlamasından sadece on beş gün sonra, dört yüze yakın Lübnanlı sivil hayatını kaybetmişti. Şu andaki ateşkes de katliamların yeniden başlamayacağını garanti etmiyor çünkü İsrail devleti yalnızca son yaşanan savaşta değil Filistinlilere yaptıkları işkencelerle çıkarlarının önüne çıkan herşeyi yok edeceğini göstermiş durumda.
Fakat unutulmamalı ki vahşetten sorumlu olan tek taraf İsrail değil. Gerek dünya kamuoyunun şimdilerde çok ilgisini çeken ve son savaşta İsrail’e karşi, onlarınkini aratmayacak bir vahşilikle savaşmış olan olan Hizbullah, gerekse Filistin‘de yıllar boyu aynı şeyi yapmış FKÖ ve Hamas da İsrail‘den daha temiz sayılmazlar. Bu savaşin başlangıcında İsrail’in dünya kamuoyuna gösterdiği saldırı bahanesi olan Hizbullah, savaş boyunca Suriye ve İran kaynaklı füzelerle İsrailli sivilleri öldürdü. Hizbullah ırkçı ve aşirı dinci bir örgüt. Hizbullah grev yapan işçilere saldıran bir örgüt. Fakat en önemlisi, Hizbullah, bazı kitlelerce sanılanın aksine, Lübnanlıları savunmak için savaşmadı, Lübnan işçi sınıfını kendi çıkarları doğrultusunda milliyetçi bir savaşa katılmaya zorladı ve sadece kendi kontrol ettiği bölgeleri ve bölge üzerindeki insanlar üzerindeki otoritesini korumak için mücadele etti. Filistinli işçileri kendi sınıf mücadelesinden uzaklaştırıp milli burjuvazinin pençesine atmış olan FKÖ ve Hizbullahı aratmayacak kadar gerici, ırkçı ve dinci bir örgüt olan Hamas da sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar.
Bu noktada, emperyalizmi kısca tanımlamak gerekmekte. Emperyalizm sanıldığının aksine güçlü ulus devletin, zayıf ulus devletlerin kaynaklarını ele geçirme politikası olmaktan ziyade, belirli bir bölgeyi ve o bölge üzerindeki kaynakları kontrol eden, ve belirli bir insan kitlesi üzerinde otorite sahibi olan ulus devlet veya örgütlerin çıkarları doğrultusunda uyguladıkları doğal politikadır. Yani başka bir deyişle, emperyalizm ulus devletlerin ve pratikte ulus devlet gibi çalışan örgütlerin doğal politikasıdır. İsrail ve Hizbullah arasındaki son savaşta da gördüğümüz gibi bazı durumlarda ulus devletler veya pratikte ulus devlet gibi çalışan örgütlerin çıkarları çatışıyor ve bu çatısma en sonunda emperyalistler arası savaş noktasına varıyor.
Durum böyle olunca, dünyada ve Türkiye’de, solun söyledikleri iyice saçma ve tutarsız bir hal alıyor. Hem Türkiye’de, hem de dünyada solcuların büyük bir çogunlugu FKÖ ve Hamas’a kayıtsız şartsız bir destek sunmuş, son savaşta hep bir ağızdan “hepimiz Hizbullahız” demiş, ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ mantığıyla işçileri kendi çikarlari uğruna milliyetçi bir savaşa sürükleyen bu vahşi ve milliyetçi örgtü adeta bağırlarına basmışlardır. Solcularının milliyetçiliğe verdikieri destek, onların neden sadece Hizbullah ve Hamas üzerinde değil, başka pek çok konuda MHP gibi partilerin söylediklerinden farklı olarak söyledikleri bir şey olmadığını da açıklar. Özellikle Türkiye’deki solcular ne dediklerinin farkında bile değildirler.
Hem İsrail ve Hizbullah arasındaki savaş hem de Filistindeki savaş, emperyalistler arasında yapılan savaşlardır, ve taraflar kendi bölgelerindeki işçileri savaşa sürüklemek için milliyetçiliği kullanmaktadır. Bir bölgedeki işçiler, milliyetçiliğe ne kadar kapılırlarsa bir sınıf olarak hareket etme yeteneklerini o kadar yitirirler. Bu sebepten dolayı ne İsrail ne Hizbullah ne de Hamas hiçbir şekilde desteklenmemelidir. Bir savaş sırasında desteklenmesi gereken işçilerin hayatta kalma mücadelesidir, onları öldürmeye ve ölmeye sürükleyen milliyetçi örgütler veya devletler değil. Fakat daha önemlisi Türkiye’de yapılabilinecek en önemli faaliyet, burada gelişecek sınıf bilinci ve sınıf mücadelesi için çalışmaktir. Emperyalizm ve kapitalizm bütün ülkeleri birbirlerine bağlar, bu yüzden milli bağımsızlık imkansızdır. Yalnızca işçilerin kendi hakları için verdikleri mücadele bir çözüm sunabilir.

Enternasyonalizm ve İşçi Mücadelesi İçin!

Enternasyonalist Komünist Sol