Bolsevik Devrimi'nin Turkiye'ye etkisi

2 posts / 0 new
Last post
hekim
Offline
Joined: 28-11-07
Nov 28 2007 23:06
Bolsevik Devrimi'nin Turkiye'ye etkisi

90. yıl donumunde Bolsevik Devrimi hala yolumuzu aydınlatıyor.

http://www.bbc.co.uk/turkish/indepth/story/2007/11/071120_bolshevik_revolution.shtml

Bolşevik Devrimi ve Türkiye

Rusya'da 1917 Kasım'ında gerçekleşen devrimin ardından 70 yılı aşkın bir süre yaşayan Sovyetler Birliği kurulmuştu.

1917 DEVRİMİ

I. Bölüm
II. Bölüm
Bolşevik Devrimi ya da Ekim Devrimi olarak bilinen devrim artık ülkesi Rusya'da dahi büyük kalabalıkların katılımıyla kutlanmıyor.

Ancak, devrimi ve Sovyetler Birliği'nin kurulmasını, bu deneyimi hiç yaşanmamış sayabilir miyiz?

Yalnızca sosyalist rejimlerle yönetilen milyonlarca insanı değil, dünyanın geri kalanını da etkileyen bu devrim, modern dünya tarihinin en önemli olaylarındandı.

Rusya'daki devrimi yerinde izleyen Amerikalı gazeteci John Reed, yaşadıklarını anlattığı kitabına "Dünyayı Sarsan On Gün" adını vermişti.

Peki dünyayı sarsan bu on gün Türkiye tarihinde ne gibi izler bıraktı?

Osmanlı Devleti ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti devrimden ve Sovyetler Birliği'ne komşu olmaktan nasıl etkilendi? Ve Sovyetler Birliği'nin varlığı Türkiye'deki sol akımlar açısından ne ifade ediyordu?

Bu soruların cevaplarını Türkiye sol hareketi tarihine birinci elden tanıklık eden önemli figürler ve dönemi inceleyen tarihçilerle yaptığımız söyleşilerde aradık.

BBC Türkçe Bölümü'nden Güney Yıldız'ın hazırladığı programda, Mihri Belli, Vedat Türkali, Rasih Nuri İleri, Mete Tunçay, Haluk Gerger, Ertuğrul Kürkçü ve Roni Margulies Bolşevik Devrimi ve Sovyetler Birliği'nin sınır komşusu Türkiye'ye olan etkilerini anlatıyor.

Bolşevik Devrimi ve Türkiye I. Bölüm
Bolşevik Devrimi ve Türkiye II. Bölüm

mikail firtinaci's picture
mikail firtinaci
Offline
Joined: 16-12-06
Dec 4 2007 22:43

EKS Ekim Devrimine dair aşağıdaki bildiriyi yayımladı. Eleştirileri bekliyoruz!

İŞÇİ SINIFININ KAPİTALİST BARBARLIĞA CEVABI: EKİM DEVRİMİ !!!
DÜN
1917’de Rusya’da işçiler patronlarının savaşını sürdürmeyi daha fazla kabul etmeyi reddettiler. 1914’te başlayan dünya savaşı sadece Rusya’yı değil bütün dünyayı toptan yıkımın eşiğine sürüklemişti. Cephede askerlerin yaşadığı doğrudan ölüm tehlikesi cephe gerisindeki açlık ve toplu kıyım… Bütün bunlar sadece dünya pazarının, paranın ve sermayenin, soluyla sağıyla savaşı destekleyen parlamentoların tek sözle kapitalizmin ve onun egemen sınıfı olarak patronların kendi varlık zeminlerini yıktıklarının göstergesiydi. Çünkü daha fazla pazar için pazarlar yok ediliyor, bir ülkenin patronlarının fabrikaları çalışsın diye diğer ülkenin birikimleri yıkılıyor, üstelik bütün bu süreçte o fabrikaları ve genel olarak toplumu yaşatan emekçiler katlediliyordu. Kapitalist saçmalığın patlama noktasına işçi sınıfını cevabı Ekim Devrimi oldu. Tarihte ilk kez bağımsız bir sınıf olarak emekçiler iktidarı işçi-köylü-asker konseyleri yoluyla ele geçirdiler, yıkımı ve sefaleti derinleştirmekten başka bir işe yaramayan patronların savaş-barış ve tekrar savaş döngüsünü kırdılar. Konseyler yoluyla örgütlenen işçiler sürmekte olan savaşa karşı tek çözümün iktidarı kendi ellerine almak olduğu çünkü patronlar düzeni devam ettikçe barışın sadece yeni savaşlar için bekleme süresi olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden onlar bütün dünya işçilerini savaşı ve barbarlığı üreten patronlar ve sermaye düzenini yıkmaya çağırdılar.
BUGÜN
Bugün de patronların gündemi farklı değil. ”Operasyonlarda”, savaşlarda ya da iç savaşlarda sadece işçiler ölüyor. Savaşların sonuçları ne olursa olsun hiçbir ülkenin işçileri için işsizlikten açlıktan geleceksizlikten ve sefaletten başka bir seçenek görünmüyor. Buna karşılık patronlar Sırbistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, neredeyse elli yıldır Afrika’da ve her yerde yarattıkları felaketi onarmıyor ve insanlığın ve doğanın kaynaklarını daha büyük ölçüde yok ediyorlar. Bugün de dün Rusya’da olduğu gibi savaşa karşı iki çözüm görünüyor. Biri patronların savaş-barış-savaş döngüsü diğeri ise dünyanın bütün işçilerinin kendi patronlarına karşı birleşik savaşı.
YARIN
Ekim devriminin asıl anlamı maruz kaldığımız kapitalist yalanlarda gizlidir. Bugün kapitalizm bize sınıfımıza güvenmememiz gerektiğinden başka bir şey söylemiyor. Çünkü toplumun çoğunluğu “aptal ve yozdur”… “İnsanlar özünde bencildir”. Ve saire… Devrimi bizzat yaşayan ve kayda geçiren John Reed şunları yazıyor; “Bütün Rusya okumayı –tarih, politika, iktisat – öğreniyordu çünkü insanlar bilmek istiyordu. Uzun süredir ket vurulan bilgi açlığı, devrimle birlikte bir kendini ifade etme çılgınlığına dönüşmüştü. İlk altı ayda sadece Smolni enstitüsünden tonlarca, arabalar dolusu, trenler dolusu broşür ülkeyi doyurdu… Sonra Konuşmalar… Cephedeki siperlerdeki, köy meydanlarındaki, fabrikalardaki toplantılar… Putilov fabrikasından boşalan kırk bin işçinin Sosyal demokratları, Sosyal Devrimcileri, Anarşistleri, konuştukları sürece söyleyecek bir şeyleri olan herkesi dinlemek için toplanması ne kadar müthiş bir manzaraydı! Aylar boyu bütün Rusya’da ve Petrograd’da her köşe başı bir halk kürsüsüydü. Tramvaylarda ve vagonlarda ve her yerde planlanmamış bir şekilde ortaya çıkıveren tartışmalar… Her toplantıda konuşmacının süresini kısma önerileri reddediliyordu ve herkes içindeki fikri ifade etmekte özgürdü”. İşte Ekim Devriminin asıl gücü emekçilerin kendine güvenmelerini ve bir sınıf olma hissiyatını yaşamalarını sağlayan özgür ve yoldaşça ortamda yatıyordu. Ekim devrimi en başta dünya devrimi gerçekleşmediği ve Bolşevik parti yozlaştığı için yenilmişte olsa işçi sınıfının geleceği için bıraktığı miras hala anlamını koruyor; dünyanın sermaye ve patronlar tarafından yıkılmasını engellemenin tek yolu yine bu sermayeyi ve patronlar düzenini ortadan kaldırmaktır. İşçi sınıfı ise buna muktedirdir. 90 yıl önce Avrupa’nın en “cahil ve geri” ülkesinin emekçileri bunu kavradılar ve yeni bir toplum inşa etmek için ne kadar kararlı olduklarını gösterdiler. Şimdi onların bize bıraktığı işçi konseylerini insanlığın geleceği için yeniden yerden kaldırma zamanı!
SELAM OLSUN SANA KIZIL EKİM!
KAPİTALİST YIKIMA KARŞI PATRONUNA DEĞİL EMEKÇİ KARDEŞİNE GÜVEN!